Bağışıklık sistemi, vücudu dışarıdan gelen hastalık yapan organizmaların etkilerine karşı koruyan ve bu sayede hasta olmamızı engelleyen özelleşmiş hücreler ve organlardan oluşmuş bir sistemdir. Normal şartlar altında, bağışıklık sistemi vücudu enfeksiyonlara karşı korur, kanser hücrelerini ve yabancı maddeleri yok eder. Eğer bağışıklık sistemimiz zayıflarsa, vücudu koruma yeteneği de zayıflar ve enfeksiyonlar vücutta rahatça gelişirler. Bağışıklık sistemi aynı zamanda tümör hücrelerini gözetim altında tutar. Bağışıklığın baskılanmasının her türlü hastalık riskini yükselttiği bildirilmiştir. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde hastalıklar, bağışıklık sistemi güçlü olan kişilere göre daha ağır bulgularla seyreder veya daha zor baş edilen hastalıklara dönüşebilirler. Bağışıklık sistemi aşırı stres, yorgunluk, uykusuzluk, sağlıksız beslenme, UV ışınları, alkol ve sigara, ani iklim değişiklikleri, sık seyahat etmek, vücut temizliğine dikkat edilmemesi gibi çeşitli nedenlerden dolayı zayıflamaktadır.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarına sık yakalanıyorsanız, hastalıkların süresi çevrenizdeki kişilere göre sizde daha uzun sürüyorsa, ağız içi yaralarınız(aft) ya da uçuk sorununuz varsa, çoğu zaman kendinizi yorgun veya halsiz hissediyorsanız bağışıklık sisteminiz muhtemelen zayıflamıştır. Doğal Bağışıklık Sistemini güçlendirici Energy, hasta olmanızı engelleyen özelleşmiş hücreleri sürekli olarak gerektiği sayıda ve etkinlikte tutarak, kişinin hastalıklara yakalanma riskini azaltır ve daha sağlıklı hissetmeyi sağlar.
SEDERINE ENERGY DOĞAL MİNERAL KAYNAĞIDIR.
DEMİR
Vücutta Dağılımı ve Görevleri
Yetişkin bir insan vücudunda ortalama 3-5 gram demir bulunur. Demirin çoğunluğu kanda ve kırmızı kan hücrelerinde hemoglobinde bulunur.
Hemoglobinin yapısında bulunan demirin vücutta görevi oksijen taşımaktır. Akciğerlerden oksijeni hücrelere, hücrelerden de karbondioksiti akciğerlere taşır.
Demir Yetersiz Alındığında;
Demir yetersizliğinde kansızlık görülür. Barsak parazitleri besinlerle alınan demire ortak olur ve kansızlığa neden olur. Anemik olan kişilerde kanda hemoglobin düzeyi düşer ve kırmızı kan hücrelerinin sayısı azalır. Diyetle demiri yetersiz tüketen okul çocuklarının sık hastalandıkları ve okula devam edemedikleri, öğrenme, algılama ve dikkatlerinin azaldığı ve okul başarılarının düştüğü bilinmektedir.
Günlük Demir Gereksinmesi
Diyetin hayvansal veya bitkisel kaynaklı besinlere dayalı olması ihtiyaçta farklılık gösterir. Ülkemizde diyetin tahıllara dayalı olması nedeniyle yetişkin erkeklerde günde 10 mg, kadınlarda 15-18 mg, gebe kadınlarda ise 27-30 mg demir tüketimi önerilmektedir.
Besinler miktar(100g) Fe miktarı (mg)
Tam yağlı süt 0,1
Biftek 3.0
Tavuk 1,5
Böbrek 6.4
Çedar peyniri 25
Haşlanmış yumurta 1,9
Ispanak 3,2
Kuru baklagil 7
SEDERINE 677,6 1 kapsüldeki miktar:8,47mg
ÇİNKO
Vücutta Dağılımı ve Görevleri
Çinko vücudumuzda en fazla karaciğer, pankreas, böbrekler, kemik, kaslarda ve diğer dokularda bulunur.
?? Çinko vücutta önemli metabolik görevleri olan enzimlerin yapısında yer alır.
?? Büyüme ve cinsiyet organlarının gelişmesinde,
?? Hücresel bağışıklığın oluşumunda etkindir.
Çinko Yetersizliğinde ;
Yetersizliğinde; fiziksel olarak büyümede gerilik (cücelik), cinsiyet organlarının gelişmesinde gecikme, hastalıklara dirençsizlik, yaraların iyileşmesinde gecikme, tat ve koku algılamada bozukluklar gibi belirtiler görülür.
Günlük Çinko Gereksinmesi
Yetişkin erkeklerde günlük 15 mg, kadınlarda 12 mg, 1-10 yaş arası çocuklarda 10 mg çinko alımı önerilmektedir. Gebelik ve emziklilikte 15 mg’dır.
Besinler miktar(100g) Çinko (mg)
Sütsüz çikolata 2
Kuru fasulye 3
Yumurta 1.5
Sığır Eti 5
İstiridye 7
Peynir 3
Sütsüz çikolata 2
Kuru fasulye 3
Yumurta 1.5
Mısır 2.5
Brüksel lahanası 1
Karides 2.3
Brokoli 1
Mısır 2.5
Brüksel lahanası 1
Karides 2.3
Brokoli : 1
SEDERINE 4 1 Kapsüldeki miktar: 0.05mg
Magnezyum
Enzimlerin harekete geçirilmesi ve kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesinde rol alır. C vitamini, sodyum, potasyum, kalsiyum ve fosfor gibi vitamin ve minerallerin daha etkili kullanılması için de gereklidir. Ayrıca cildi düzgünleştirir, saçı güzelleştirir, tırnakları kuvvetlendirir. Sinir sistemi sağlığı, vücut ısısının dengede tutulması gibi pek çok fonksiyonda görev alan magnezyum, kemik ve diş gelişimi ve sağlığı açısından da gereklidir. Magnezyum, sinir sisteminin aşırı duyarlılığını azaltarak sakinleşmeye yardımcı olduğu için " Anti-stres Minerali " olarak da bilinir. Astım ve alerjik nezleyi hafiflemesi deMagnezyumun Faydaları arasındadır. Adet dönemi öncesi magnezyum takviyesi adetsancılarını azaltmaya yardımcı olur. Gebelik döneminde görülen kramplara karşı da koruyucudur.
Magnezyum Eksikliği: Magnezyum eksikliği böbrek, kalp, beyin ve karaciğer fonksiyonlarında aksaklıklara yol açarak halsizlik, iştahsızlık, dalgınlık, hafıza zayıflığı, öğrenme güçlüğü, huzursuzluk ve uyku bozukluları, böbrek yetmezliği, kalp çarpıntısı, kramp gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Magnezyum eksikliği, bebeklerde havale tehlikesini arttırır. Stres, gebelik ve emzirme gibi durumlarda vücudun günlük magnezyum ihtiyacı artar.Alkol kullanımı magnezyum eksikliğine yol açtığı için alkollü içki içenlerde magnezyum eksikliği çok görülür.
.Magnezyum içeren besinler nelerdir? Balık ve tavuk eti, peynir, yumurta, tam buğday unu ile hazırlanan ekmek, yerfıstığı, patates ve portakal bol miktarda magnezyum içeren besin maddeleridir.
Günlük Magnezyum İhtiyacı: Yetişkinlerde ortalama 300 mg. dır. Bu miktar 65 yaş üzerindekilerde 350 mg a, gebelik ve emzirme dönemlerindeki kadınlarda 600 mg a kadar çıkabilmektedir.
Besinler miktarı (100g) mg miktarı
Kakao (toz) 590
Ispanak 56
Yağlı peynir 53
Dil balığı 49
Muz 36
Badem 270
Buğday ekmeği 30
SEDERINE 201,7 1 kapsülde:2,52mg
Selenyum
Otoimmün tiroidit (Haşimato tiroiditi), savunma hücrelerinin, tiroid bezine karşı uzun süreli savaşıdır. Dünyada ortalama her yüz erkekten 3’ünde ve her yüz kadından 13’ünde görülen hastalığın, ülkemizde daha sık olduğu düşünülmektedir. Hastaların % 95’inden fazlasında, tiroid bezi, zaman içersinde tamamen harap olmakta ve bunun sonucu olarak kalıcı tiroid hormonu yetersizliği (hipotiroidi) başlamaktadır. Bu savaşın nasıl başladığı bilinmemektedir. Muhtemelen sigara, bazı virüsler vs.’nin etkisi ile tiroid hücrelerinde kalıcı değişiklikler ortaya çıkmakta, kendi hücrelerine karşı zararsız olan savunma hücreleri de, değişim gösteren bu hücrelere karşı saldırıya geçmektedir. Ailesel yatkınlık görülse de, çevresel faktörlerin çok daha etkili olduğu açıktır. Hastalığın kadınlarda doğum sonrası görülen özel bir şekline, “doğum sonrası (postpartum) tiroidit” denir. Kanda tiroid bezine karşı savaşan TPOAb (Anti M) ve TgAb (Anti T) denen antikor miktarının yüksek olması ve ultrason bulguları ile hastalık kolaylıkla teşhis edilir.
Yakın zamana dek hücreler arasındaki bu savaşı baskılayan bir tedavi şekli bilinmiyordu. Hastalara dışarıdan tiroid hormonu takviyesi yapılıp, hücrelerin daha az çalışması ve dolayısıyla daha geç harab olması bekleniyordu. İlk kez 2002 yılında Alman Prof. Gartner tarafından yapılan bir çalışmada, günlük iki yüz mikrogram “selenyum” verilen hastaların yarıdan fazlasında, TPOAb denen antikor miktarında önemli ölçüde azalma saptandı. Ardından Yunan Prof. Duntas tarafından benzer sonuçlar yayınlandı. Bu konuda, ülkemizdeki ilk ve dünyadaki en geniş çalışma, Uzm. Dr. Ömer Türker tarafından, 2006 yılında yayınlandı. Seksensekiz hasta üzerinde yapılan çalışmada, düşük doz (günlük 100 mikrogram) selenomethionine tedavisinin etkili olmadığı, günlük selenomethionine dozunun 200 mikrogram olması gerektiği, ayrıca bu dozdaki selenyum tedavisinin, yalnız selenyum eksikliği olan kişilerde değil, selenyuma doygun olan kişilerde de etkili olduğu gösterildi. Hamile hastalarda da denenen tedavinin, hastaların en az yarısında, antikor düzeyini önemli ölçüde azalttığı bildirildi. Selenyum, insan vücudunda halihazırda var olan ve hayati fonksiyonların devamı için gerekli olan bir element, bir çeşit mâdendir. Yapıca kükürde benzer. Özellikle fındık, fıstık türü besinlerde ve et ürünlerinde bulunur. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tavsiyesine göre, her insanın günlük en az 40 mikrogram selenyum alması gerekmektedir. Dolayısıyla bu tedavi, “insan sağlığı için alınması gerekli olan doğal bir mâdenin, biraz daha yüksek dozda alınması”ndan ibârettir. Selenyum doğal bir maddedir ve astımdan vitiligoya dek pekçok hastalıkta yararlı etkileri uzun süredir bilinmektedir. Vücutta ortaya çıkan zararlı oksijenin etkilerini azaltan antioksidan etkinliği vardır. Ancak otoimmün tiroiditteki asıl etki, muhtemelen bağışıklık sistemi üzerindeki immünomodülatör etkinliğine bağlıdır.
Besin miktar(100g) selenyum miktar(mikrogram=mcg)
Patates 451,5
Tonbalığı 81,17
Ayçekirdeği 78
Hindi göğsü 31,76
Tavukgöğsü 25,81
Ekmek 40
SEDERINE 1858,7 1 Kapsüldeki miktar:23,23mikrogram
MOLİBDEN
Esansiyel bir iz elementtir. Hücrelerde özellikle karaciğer, pankreas, böbrekler ve kemiklerde bulunur. Yutak (gırtlak) kanserine karşı koruyucu olduğu bulunmuştur. Vücudumuzda kırmızı kan hücrelerini oluşturmak üzere, hemoglobin içerisine demirin depolanması için riboflavin ile birlikte çalışır. Molibden ile bakır ve sülfür arasında etkileşim vardır. Molibden bakır metabolizmasını bozmaktadır. Sülfür de molibdenin emiliminde etkilidir. Vücudun enzim sistemleri içinde, karaciğerde ve kemiklerde görev almaktadır. Yetersizliğinde sinir sisteminde bozukluklar, böbrekte ksantin taşları ve dişlerde çürüme görülür. Aşırı alımında gut hastalığı, sindirim sisteminde ve kemikte bozukluk görülür. Molibdenden yüksek diyete sülfür (kükürt) eklendiği zaman zehirlenme belirtileri ortadan kalkmaktadır. Bu durumda vücuttan molibden atımı artmaktadır. Verilen kükürt miktarı fazla olursa, o da zehirlenmeye yol açmaktadır. Molibden besinlerde yaygın olarak bulunur. Organ etleri, kurubaklagiller, tahıllar ve maya en zengin kaynaklarıdır. Yiyeceklerdeki molibden yoğunluğu bölgenin özelliğine göre değişmektedir.
Besin miktar(100g) mo miktar (mcg)
Patates 600
Kabak 280
Havuç 200
Baklagiller 20-270
Tahıllar 10-110
SEDERINE 230 1 Kapsülde:2,87 mcg
İçindekiler: Kabarcıklı Alg Ekstraktı, Kapsül (Hidroksipropil Metil Selüloz)
Kullanım Şekli : Günde 2 (iki) kapsül alınması tavsiye edilir. Kilo
problemi olan kişilerin Sederine ® Energy’i aç karnına almaları önerilir.
SEDERİNE Bitkisel Kapsüller T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı"nın izni ile üretilmiştir.
YORUMLAR
Mustafa ÖZER - 1997 yılında kanser olduğumu öğrendim. Peşinden de ameliyat ve radyoterapi geldi. Bu sürecin sonucunda 5 yıl boyunca kontrol olacaksın denildi. Tüm kanser hastaları gibi gide gele hastalığımla ilgili birşeyler öğrenmeye başladım. Bakılan onlarca parametrelerden biriside beyaz küre sayısı idi. Bir türlü 4500 birimi bulmuyordu. 5 yıl boyunca 3800 - 4000 arasında gitti geldi. Daha sonraki yıllarda da 4000 - 4200 aralığına oturdu. Sederine kullanmaya başladıktan sonra başka bir rahatsızlığım için yapılan kan tahlilinde beyaz küre sayısını 4600 olarak gördüm. Bu beni çok mutlu etti. Artık bağışıklık sistemim normale dönmüştü. Bu durumu Sederine kullanmaya başladığım zaman, üst teneffüs yollarından daha az hasta olmam ve olduğumda da antibiotiksiz geçirmekle ile hisstemiştim. Ama ölçümle görmek beni dahada rahatlattı.